Önceki dönem milletvekillerinden, TPGYB Başkanı İbrahim Aydemir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayı değerlendirdi. Aydemir, Erdoğan’ın hitabının yalnızca Türkiye’nin dış politika yaklaşımını değil, mevcut uluslararası sistem karşısında uzun süredir dile getirilen adalet arayışını da ortaya koyduğunu belirtti.
“FİLİSTİN’İN SESİ BM KÜRSÜSÜNDEN YÜKSELDİ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının merkezine Gazze ve Filistin meselesini yerleştirmesinin son derece anlamlı olduğunu ifade eden Aydemir, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Genel Kurul’da yer alamadığı bir ortamda Türkiye’nin Filistin halkının haklarını güçlü biçimde gündeme taşıdığına dikkat çekti.
Aydemir, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, dünyanın gözü önünde yaşanan büyük insani dramı bir kez daha insanlığın gündemine taşıdı. Filistinli çocukların, annelerin, masumların sesi BM kürsüsünden yükseldi. Türkiye, şartlar ne olursa olsun hakkın, hukukun ve mazlumun yanında olduğunu bir kez daha bütün dünyaya ilan etti.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Filistin’i henüz tanımayan ülkelere kararlarını gözden geçirme çağrısında bulunurken Gazze’deki ağır insani tabloya dikkat çekti. Erdoğan ayrıca İsrail üzerindeki uluslararası baskının artırılmasını istedi.
“DÜNYA 5’TEN BÜYÜKTÜR ÇAĞRISI ARTIK KÜRESEL BİR İHTİYAÇ”
Aydemir, Erdoğan’ın BM Güvenlik Konseyi’nin yapısına ilişkin reform çağrısının da konuşmanın önemli başlıklarından biri olduğunu belirtti.
Dünyanın değişmesine rağmen uluslararası karar mekanizmalarının aynı yapıyla devam etmesinin ciddi temsil ve güven sorunları oluşturduğunu kaydeden Aydemir, “190’dan fazla devletin iradesinin beş daimi üyenin kararına bağlı olduğu bir sistemin sorgulanması kaçınılmazdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın yıllardır ifade ettiği ‘Dünya 5’ten büyüktür’ yaklaşımı bugün çok daha geniş bir zeminde tartışılması gereken küresel adalet meselesidir.” değerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan da konuşmasında BM’nin barış ve güvenliği koruma görevini yerine getirmekte zorlandığını belirterek Güvenlik Konseyi’nde reform çağrısını yineledi.
“TÜRKİYE BÖLGESİNDE İSTİKRAR ÜRETEN BİR ÜLKE”
Aydemir, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye, Irak, Rusya-Ukrayna savaşı, Karadeniz güvenliği ve bölgesel iş birliği konularındaki mesajlarının Türkiye’nin diplomasi anlayışını ortaya koyduğunu söyledi.
Türkiye’nin çatışmaların büyümesini değil çözüm kanallarının açık tutulmasını önceleyen bir dış politika yürüttüğünü belirten Aydemir, “Türkiye artık yalnızca gelişmeleri takip eden değil, krizlerin çözümünde inisiyatif alan, arabuluculuk kapasitesi bulunan ve bölgesel istikrar için sorumluluk üstlenen bir ülkedir. Cumhurbaşkanımızın BM kürsüsünden verdiği mesajlar bu iradenin açık ifadesidir.” dedi.
Erdoğan konuşmasında Rusya-Ukrayna savaşının Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü korunarak sona erdirilmesini istediklerini belirtirken Suriye’nin güvenli ve istikrarlı geleceğine Türkiye’nin desteğinin devam edeceğini ifade etti.
“KIBRIS TÜRKÜ YALNIZ DEĞİLDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KKTC’ye ilişkin çağrısının ayrıca önem taşıdığını belirten Aydemir, Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonun sürdürülebilir olmadığını kaydetti.
Aydemir, “Kıbrıs Türkünün egemen eşitliğinin ve uluslararası statüsünün teslim edilmesi bir hakkaniyet meselesidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın uluslararası toplumu KKTC’yi tanımaya ve siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurmaya davet etmesi son derece açık ve güçlü bir mesajdır.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, BM Genel Kurulu’nda uluslararası topluma KKTC’yi tanıma çağrısını yineledi ve Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonun sona erdirilmesini istedi.
“TÜRKİYE’NİN SÖZÜNÜN AĞIRLIĞI ARTIYOR”
Aydemir, Türkiye’nin savunma sanayisinden ekonomiye, diplomasiden enerji ve ulaştırma hatlarına kadar geniş bir alanda artan kapasitesinin dış politikadaki etkinliğine de yansıdığını belirtti.
“Güçlü diplomasi güçlü devlet kapasitesiyle mümkündür.” diyen Aydemir, “Türkiye’nin bugün dünyanın en önemli kürsülerinde söylediklerinin dikkatle dinlenmesinin arkasında yılların birikimi, güçlü siyasi irade ve bağımsız politika üretme kabiliyeti vardır. Cumhurbaşkanımızın konuşması, Türkiye’nin kendi meseleleriyle sınırlı kalmayan, bölgesel ve küresel meselelere çözüm üretme iddiasını bir kez daha ortaya koymuştur.” değerlendirmesini yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Türkiye’yi gelişen savunma sanayisi ve ekonomik direnciyle çatışmaların ortasında “istikrar adası” olarak tanımlarken Türkiye’nin dışlandığı bir Avrupa güvenlik mimarisinin daha güçlü olamayacağını söyledi.
“BU KÜRSÜDE MAZLUMLARIN SESİ VARDI”
Aydemir, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının en belirgin tarafının insan merkezli bir uluslararası düzen çağrısı olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:
“BM kürsüsünde sadece Türkiye’nin meseleleri konuşulmadı. Gazze’deki çocuğun, Filistin’de toprağı elinden alınanın, savaşların ortasında geleceğini arayan insanların sesi vardı. Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye’nin tarihi ve vicdani duruşunu dünyanın en yüksek diplomasi kürsüsünden bir kez daha kayda geçirdi. Bizim medeniyet tasavvurumuz güçlü olanın haklı olduğu değil, haklı olanın hakkının korunduğu bir dünya ister. Türkiye’nin mücadelesi de esas itibarıyla budur.”