Önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, Türkiye’nin son yıllarda turizm alanında önemli bir ivme yakaladığını ifade etti. Turist sayısındaki yükselişin ve gelir artışının tesadüfi olmadığını belirten Aydemir, kamu yatırımları ile tanıtım faaliyetlerinin bu başarıda etkili olduğunu söyledi.
Türkiye’nin yalnızca deniz ve tatil destinasyonu olarak değerlendirilmesinin eksik bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Aydemir, ülkenin tarih, kültür, sağlık, gastronomi ve inanç alanlarında çok daha geniş bir cazibe merkezi konumunda bulunduğunu dile getirdi.
Aydemir, turizmin ekonomik yönünün yanında ülkenin uluslararası algısı açısından da önemli bir araç olduğunu ifade ederek, Türkiye markasının kendi tarihi birikimi ve medeniyet karakteri üzerinden güçlendirilmesi gerektiğini değerlendirdi.
TURİZMDE KİMLİK VURGUSU
Türkiye’nin uzun yıllar boyunca farklı ülkelere benzemeye çalışan bir tanıtım diliyle hareket ettiğini ifade eden Aydemir, son dönemde ise daha özgün bir yaklaşımın öne çıktığını söyledi.
Aydemir, Selçuklu ve Osmanlı mirasının Türkiye’nin küresel ölçekteki en güçlü kültürel sermayelerinden biri olduğunu belirterek, ziyaretçilerin büyük bölümünün bu tarihî birikimi yerinde görmek istediğini vurguladı.
Türkiye’nin son yıllardaki turist ve gelir artışında bu özgün kimliğin etkisinin hissedildiğini ifade eden Aydemir, ülkenin kendi tarihî hafızasıyla uyumlu bir tanıtım anlayışının karşılık bulduğunu kaydetti.
REHBERLİK SİSTEMİ GÖZDEN GEÇİRİLMELİ
Turist rehberlerinin aktardığı bilgilerin ülke tanıtımında belirleyici olduğunu belirten Aydemir, bazı bölgelerde tarih anlatımının eksik kaldığını ifade etti.
Aydemir, Anadolu şehirlerinde bulunan Türk ve İslam medeniyetine ait eserlerin çoğu zaman yeterince öne çıkarılmadığını, buna karşılık ziyaretçilerin ilgisini çekmeyen detayların ön plana taşındığını söyledi.
Turizm rotalarında yer alan camiler, külliyeler, medreseler, hanlar ve vakıf eserlerinin daha görünür hale getirilmesinin Türkiye markasına katkı sağlayacağını değerlendirdi.
KÜLTÜREL MİRASIN DOĞRU AKTARILMASI GEREKİYOR
Türkiye’nin sahip olduğu tarihî zenginliğin doğru anlatılmasının stratejik önem taşıdığını ifade eden Aydemir, kültürel mirasın dengeli ve bütüncül bir bakışla aktarılması gerektiğini kaydetti.
Aydemir, turist rehberliği alanındaki eğitim süreçlerinin güncellenmesini, saha denetimlerinin artırılmasını ve Türkiye’nin tarihî birikimini merkeze alan yeni bir yaklaşım geliştirilmesini önerdi.
Türkiye’nin dünya turizmindeki rekabet gücünün yalnızca tesisleşme ile değil, güçlü kültürel anlatım kapasitesiyle de büyüyeceğini ifade eden Aydemir, medeniyet mirasının uluslararası tanıtımın merkezinde yer almasının önem taşıdığını söyledi.
TÜRKİYE MARKASI İÇİN YENİ DÖNEM ÇAĞRISI
Aydemir’e göre turizm, yalnızca ekonomik hareketlilik oluşturan bir sektör değil, aynı zamanda ülkelerin itibarını ve uluslararası görünürlüğünü şekillendiren önemli bir alan olarak öne çıkıyor.
Türkiye’nin sahip olduğu tarihî derinlik, kültürel çeşitlilik ve medeniyet tecrübesinin daha etkili şekilde anlatılması halinde turizm gelirlerinin ve ziyaretçi ilgisinin daha üst seviyelere taşınabileceğini ifade eden Aydemir, bu yaklaşımın Türkiye markasına da önemli katkılar sunacağını dile getirdi.