Aydemir, küresel şartların ülkeler için büyüme kadar üretimin devamlılığını, temel ihtiyaçlara erişimi ve stratejik kabiliyetleri de önemli hale getirdiğini söyledi.
Dünyada yaşanan gelişmelerin ekonomik planlamanın kapsamını genişlettiğini belirten Aydemir, Türkiye açısından önümüzdeki dönemin temel meselesinin beklenmedik şartlar karşısında üretimi, ticareti ve vatandaşın günlük hayatını mümkün olduğunca koruyabilen bir yapı kurmak olduğunu ifade etti.
Aydemir, “Bir ülkede enerji akışı, gıda üretimi, teknoloji kapasitesi ve toplumsal yapı birbirinden kopuk alanlar değildir. Bunlardan herhangi birinde ortaya çıkabilecek ciddi aksama, kısa sürede ekonominin başka alanlarına ulaşabilir. Bu sebeple ekonomi politikalarının hayatın bütününü gören bir anlayışla ele alınmasını değerli buluyoruz.” dedi.
VATANDAŞIN HAYATINA DOKUNAN GÜVENCE
OVP kapsamında enerji ve doğal kaynaklarda arzın güçlendirilmesi, gıda arzı ile tarımsal dayanıklılığın artırılması, kritik teknolojilerde yerli kapasitenin geliştirilmesi ile aile ve toplumun güçlendirilmesine ilişkin başlıkların yer almasına dikkat çeken Aydemir, bu alanların vatandaş açısından somut karşılıklarının bulunduğunu kaydetti.
Enerjide sürekliliğin üretim maliyetlerinden sanayiye, gıdadaki istikrarın mutfak harcamalarından enflasyona kadar geniş bir alanı etkilediğini dile getiren Aydemir, kritik teknolojilerde kapasite artışının ise Türkiye’nin rekabet gücü ve hareket kabiliyeti açısından önem taşıdığını belirtti.
Aydemir, ekonomik programların başarısının rakamsal hedeflerin yanı sıra vatandaşın geleceğe güvenini artıran sonuçlarla ölçüleceğini vurgulayarak, “İnsanımızın aradığı şey açıktır; gelirinin değerini koruyabilmek, işine güvenmek, temel ihtiyaçlarını makul şartlarda karşılayabilmek ve yarına daha emin bakabilmek. Ekonomi politikasının nihai karşılığı vatandaşın hayatında görülür.” değerlendirmesinde bulundu.
ÜRETİMİN DEVAMLILIĞI STRATEJİK ÖNEM TAŞIYOR
Türkiye’nin üretim altyapısının muhtemel dış şoklara karşı güçlendirilmesinin önemine işaret eden Aydemir, yerli kapasitenin geliştirilmesini yalnızca belirli sektörlere yönelik bir sanayi tercihi olarak görmediklerini söyledi.
Aydemir, özellikle ülke açısından kritik nitelik taşıyan alanlarda bilgi birikiminin, insan kaynağının ve üretim kabiliyetinin geliştirilmesinin uzun vadeli kazanımlar oluşturacağını ifade etti.
“Türkiye’nin hedefi dünyadan kopuk bir ekonomik yapı kurmak olamaz. Türkiye dünyayla ticaret yapan, yatırım çeken, üreten ve ihracat yapan güçlü bir ülke olarak yoluna devam edecektir. Bunun yanında kendi imkânlarını geliştiren, ihtiyaç anında karar alabilen ve kritik alanlarda hareket alanını genişleten bir ekonomik bünyeye sahip olmak zorundayız.” diyen Aydemir, dışa açık ekonomi ile güçlü yerli kapasitenin birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu belirtti.
Aydemir, bu çerçevede özel sektörün yatırım gücünün, kamunun uzun vadeli planlamasının ve nitelikli insan kaynağının aynı hedef doğrultusunda buluşmasının önem taşıdığını kaydetti.
AİLE VE TOPLUM EKONOMİNİN DIŞINDA DÜŞÜNÜLEMEZ
OVP’de aile ile toplumsal ve fiziki dayanıklılığa ilişkin konuların da ele alınmasını önemli bulduğunu belirten Aydemir, ekonomik gücün insan unsurundan bağımsız değerlendirilemeyeceğine dikkat çekti.
Aydemir, “Üreten insan, çalışan aile, eğitimli genç ve geleceğe güvenen toplum güçlü ekonominin taşıyıcılarıdır. İnsan unsurunu merkeze alan her yaklaşım uzun vadede ülkenin ekonomik kapasitesine de katkı verir.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin önündeki sürecin uygulama başarısıyla şekilleneceğini dile getiren Aydemir, programlarda ortaya konulan yaklaşımın yatırımlara, üretime, istihdama ve vatandaşın hayatına yansımasının belirleyici olacağını söyledi.
Aydemir, Türkiye’nin karşılaşabileceği riskleri önceden gören, kendi kapasitesini sürekli geliştiren ve değişen dünya şartlarına hızla uyum sağlayan bir ekonomik yapının gelecek açısından en önemli kazanımlardan biri olacağını ifade etti.