Önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kabine Toplantısı sonrasında yaptığı açıklamaları değerlendirdi.
Aydemir, Türkiye’nin önündeki dönemin yalnızca büyüme rakamları veya diplomatik temaslarla okunamayacağını, asıl ölçünün devletin sahip olduğu imkânları vatandaşın refahına, üreticinin rekabet gücüne ve ülkenin geleceğine ne ölçüde aktarabildiği olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu tablonun bu bakımdan önemli olduğunu belirten Aydemir, dış politikada daha geniş hareket alanı kazanan Türkiye’nin içeride üretim kapasitesini artırırken sosyal politika araçlarını da çeşitlendirdiğine dikkat çekti.
Aydemir, “Bir ülkenin siyasi ağırlığı ile ekonomik kapasitesi birbirinden kopuk değildir. Türkiye bugün diplomaside masada olan, üretimde iddiasını sürdüren, konut meselesinde yeni modeller geliştiren ve küresel krizlerin vatandaş üzerindeki yükünü azaltmaya çalışan bir yönetim anlayışı ortaya koyuyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde esas kazanım budur.” değerlendirmesinde bulundu.
ÜRETİMDE DEVAMLILIK KRİTİK ÖNEMDE
Ağustos ayında mal ihracatının 23,5 milyar dolara ulaşmasını ve yılın ilk sekiz ayında 185 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirilmesini önemli bulan Aydemir, dış pazarlardaki belirsizliklerin sürdüğü bir dönemde üreticinin pazarını korumasının ayrıca değer taşıdığını ifade etti.
Aydemir, ihracat rakamlarına yalnızca döviz geliri açısından bakılmaması gerektiğini kaydetti. İhracatın Anadolu’daki fabrikadan lojistik sektörüne, küçük işletmeden istihdama kadar geniş bir ekonomik zinciri beslediğine işaret ederek, gelecek dönemin önceliğinin daha yüksek katma değer üreten bir ekonomik yapıya geçiş olması gerektiğini söyledi.
Orta Vadeli Program’ın bu açıdan yol gösterici bir çerçeve sunduğunu belirten Aydemir, fiyat istikrarıyla üretim gücünün birlikte ele alınmasının önemine vurgu yaptı.
“Enflasyonla mücadele vatandaşımızın satın alma gücü bakımından temel meseledir. Bunun yanında sanayicimizin yatırım yapması, ihracatçımızın rekabet edebilmesi ve esnafımızın önünü görebilmesi gerekiyor. Ekonomi politikalarının nihai karşılığını hane bütçesinde görmek zorundayız.” dedi.
KONUT POLİTİKASINDA YENİ BİR ARAÇ
Aydemir, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul için duyurduğu kiralık sosyal konut uygulamasını da sosyal politika bakımından dikkat çekici buldu.
İstanbul’da yapılacak 100 bin sosyal konuta ilave 15 bin kiralık konut için başvuruların 14 Eylül’de başlayacağını hatırlatan Aydemir, piyasa koşullarının altında kira bedeliyle konut sunulmasının özellikle büyükşehirlerde yükselen barınma maliyetlerine karşı yeni bir politika aracı oluşturduğunu belirtti.
Aydemir, “Vatandaşımızın ekonomik gündeminde kira önemli bir yer tutuyor. Kamunun doğrudan kiralık konut arzına girmesi, doğru uygulandığında piyasadaki baskının azaltılmasına katkı verebilir. Burada hedef, sosyal devlet imkânlarını gerçekten ihtiyaç sahibi kesimlere ulaştırmak ve modeli sürdürülebilir hale getirmektir.” ifadelerini kullandı.
Kentsel dönüşüm çalışmalarının da konut politikasının ayrılmaz parçası olduğunu belirten Aydemir, barınma meselesinin kira veya mülkiyet boyutuyla sınırlı kalmadığını; güvenli yapı stokunun oluşturulmasının uzun vadeli şehir politikalarının temel unsurlarından biri olduğunu kaydetti.
DIŞ POLİTİKADAKİ ALAN EKONOMİYE TAŞINMALI
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi kapsamındaki temaslarına da değinen Aydemir, Türkiye’nin farklı uluslararası platformlarla geliştirdiği ilişkilerin yeni ticaret, enerji ve ulaştırma bağlantıları bakımından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin coğrafi konumunun ekonomik değerinin giderek arttığını vurgulayan Aydemir, Asya ile Avrupa arasındaki ticaret yolları, enerji arzı ve yeni lojistik ağların Ankara’nın önüne önemli fırsatlar çıkardığını ifade etti.
Aydemir, şöyle devam etti:
“Türkiye kendi eksenini tahkim ederek dünyanın farklı merkezleriyle konuşabilme kabiliyetine sahip bir ülkedir. Cumhurbaşkanımızın dış politikada yıllardır geliştirdiği çok yönlü temas kapasitesinin ekonomik sonuçlarını daha fazla görmeliyiz. Yeni pazar, yeni yatırım, enerji güvenliği ve ulaştırma bağlantıları bu diplomatik hareket alanının vatandaşımıza ulaşan tarafıdır.”
Bölgedeki çatışmaların enerji fiyatları ve küresel ticaret üzerinde baskı oluşturduğuna da dikkat çeken Aydemir, Türkiye’nin böyle dönemlerde üretim kapasitesini, enerji arz güvenliğini ve alternatif ticaret güzergâhlarını güçlendirmesinin stratejik önem taşıdığını belirtti.
“GÜÇLÜ TÜRKİYE’NİN KARŞILIĞI GÜVEN VE REFAHTIR”
Aydemir, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin bağımsız hareket etme iradesine ilişkin mesajlarını değerlendirirken de devlet gücünün vatandaş açısından somut bir karşılığının bulunması gerektiğini ifade etti.
“Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu kararlı Türkiye perspektifinin ekonomik ve toplumsal karşılığı; daha fazla yatırım, daha güçlü üretim, güvenli şehirler ve yükselen hayat standardıdır.” diyen Aydemir, Türkiye’nin tarihinden aldığı özgüvenle geleceğe yürüdüğünü kaydetti.
Aydemir sözlerini, “Türkiye’nin önünde ciddi imkânlar var. Bunları doğru değerlendirdiğimiz ölçüde küresel sistemdeki ağırlığımız vatandaşımızın refahına dönüşecektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sürdürülen büyük yürüyüşün millet nezdindeki en güçlü karşılığı da budur.” değerlendirmesiyle tamamladı.