Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkan Yardımcısı Önceki dönem milletvekillerinden Ekrem Çelebi, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması’nın yalnızca diplomatik bir metin olmadığını, üç ülkenin ortak güvenlik anlayışını ve bölgesel caydırıcılık iradesini ortaya koyduğunu belirtti.
Ekrem Çelebi, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Mekke Anlaşması’nın bölgesel güvenlik bakımından önemli bir adım olduğunu ifade etti. Anlaşmanın, üç ülkenin karşılıklı dayanışmasını güçlendirecek stratejik bir çerçeve sunduğunu belirten Çelebi, değişen güvenlik tehditleri karşısında ülkelerin ortak hareket etmesinin önemine dikkat çekti.
Türkiye’nin savunma sanayisindeki tecrübesi, Pakistan’ın askerî kapasitesi ve güvenlik alanındaki birikimi ile Suudi Arabistan’ın ekonomik gücü ve bölgesel etkisinin birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu söyleyen Çelebi, bu potansiyelin somut iş birliklerine dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Üç ülkenin sahip olduğu imkânların ortak projelerle daha etkili hâle getirilebileceğini belirten Çelebi, anlaşmanın sadece mevcut ilişkileri güçlendirmekle kalmayıp uzun vadeli bir güvenlik mimarisinin temelini oluşturabileceğini kaydetti.
Çelebi, Mekke Anlaşması kapsamında ortak askerî tatbikatların artırılması, istihbarat paylaşım mekanizmalarının geliştirilmesi ve erken uyarı sistemleri konusunda koordinasyon sağlanmasının önem taşıdığını ifade etti. Siber güvenlik, sınır güvenliği, terörle mücadele, insansız hava araçları ve savunma teknolojileri gibi alanlarda ortak çalışmalar yürütülebileceğini belirten Çelebi, bu iş birliklerinin ülkelerin savunma kapasitesini artırırken bölgedeki tehditlere karşı daha hızlı ve etkili tepki verilmesini sağlayacağını söyledi.
Anlaşmanın Mekke’de imzalanmasının da güçlü bir anlam taşıdığını dile getiren Çelebi, Mekke’nin İslam dünyası açısından taşıdığı manevi ve tarihî önemin, anlaşmaya ayrı bir değer kattığını belirtti. Bu adımın herhangi bir ülkeye karşı tehdit oluşturma amacı taşımadığını vurgulayan Çelebi, temel hedefin barışı korumak, istikrarı desteklemek ve olası tehditlere karşı ortak bir caydırıcılık oluşturmak olduğunu ifade etti.
Çelebi, bölgesel güvenliğin yalnızca askerî tedbirlerle sağlanamayacağını, ekonomik, diplomatik ve teknolojik iş birliklerinin de bu sürecin önemli parçaları olduğunu söyledi. Üç ülke arasındaki ticari ilişkilerin, enerji projelerinin, savunma sanayisi yatırımlarının ve diplomatik temasların artırılmasının anlaşmanın kalıcılığına katkı sağlayacağını belirtti.
“Üç ülkenin imkânları birbirini tamamlıyor. Türkiye’nin savunma sanayisi alanındaki tecrübesi, Pakistan’ın askerî kapasitesi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik gücü ortak bir stratejik potansiyel oluşturuyor. Bu potansiyelin ortak projeler, düzenli istişare mekanizmaları ve sürekli koordinasyonla güçlendirilmesi, yalnızca üç ülkenin güvenliğine değil, bölgesel istikrara da katkı sağlayacaktır” dedi.
Çelebi, Mekke Anlaşması’nın sürdürülebilir olması için düzenli toplantılar yapılması, ortak çalışma grupları oluşturulması ve alınan kararların somut takvimlerle hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, anlaşmanın bölgesel barış ve güvenlik açısından uzun vadeli bir iş birliği modeline dönüşmesini temenni etti.