İbrahim Aydemir, Türkiye’nin 2025 yılı performansını küresel güç mücadelesi, kalkınma diplomasisi, ekonomi ve bölgesel güvenlik başlıkları üzerinden değerlendirdi. Aydemir, uluslararası sistemde yaşanan dönüşümün artık teorik çerçevelerle değil, sahadaki hamlelerle okunması gerektiğini belirtti. Çok merkezli bir yapının belirginleştiğini ifade eden Aydemir, bu tabloda kapasite ve sürekliliği olan aktörlerin öne çıktığını vurguladı.
Aydemir, küresel rekabetin yalnızca büyük güçler arasındaki diplomatik temaslarla sınırlı kalmadığını, Orta Doğu’dan Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyada fiili alan hâkimiyeti üzerinden şekillendiğini ifade etti. Bu süreçte bölgesel aktörlerin kendi etki alanlarını inşa etme çabasının açık biçimde görüldüğünü söyledi.
KÜRESEL DENKLEM VE SAHADA GÜÇ MÜCADELESİ
Yemen sahasında yaşanan gelişmelere dikkat çeken Aydemir, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ile BAE destekli unsurlar arasındaki hedef farklılıklarının limanlar, enerji hatları ve ticaret geçişleri üzerinden somutlaştığını belirtti. Bu tablonun Arap coğrafyasında güç merkezlerinin yeniden tanımlandığını gösterdiğini ifade eden Aydemir, sahadaki irade ve devamlılığın belirleyici unsur hâline geldiğini dile getirdi.
Türkiye’nin bu denklemde Suriye ve Irak hattında istikrarı önceleyen bir çizgi izlediğini kaydeden Aydemir, savunma kapasitesi, diplomatik refleksi ve kurumsal devlet aklıyla düzen kurucu bir rol üstlendiğini söyledi. Türkiye’nin geçici değil kalıcı denge üretmeye odaklandığını da hatırlattı.
KALKINMA DİPLOMASİSİNDE TÜRKİYE MODELİ
Aydemir, Türkiye’nin sahadaki etkinliğinin yalnızca askerî ve diplomatik unsurlarla sınırlı kalmadığını, kalkınma diplomasisinin bu gücün tamamlayıcı ayağı olduğunu ifade etti. Bu çerçevede Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmaların 2025 yılında belirgin bir etki alanı oluşturduğunu söyledi.
170’ten fazla ülkede yürütülen projelerin eğitim, sağlık, tarım ve üretim başlıklarında yerel kapasiteyi güçlendirdiğini belirten Aydemir, özellikle Afrika’da uygulanan modellerin kısa vadeli yardım anlayışının ötesine geçtiğini vurguladı. Bu yaklaşımın Türkiye’yi kriz bölgelerinde güvenilir ve sürekli bir ortak hâline getirdiğini değerlendirdi.
2025 EKONOMİ TABLOSU VE MALİ DENGE
Ekonomik göstergelere ilişkin değerlendirmesinde Aydemir, 2025 yılında bütçe disiplini ve risk primi alanında kaydedilen iyileşmenin yeni bir denge alanı oluşturduğunu ifade etti. Bütçe açığının millî gelire oranındaki seyrin kamu maliyesine olan güveni güçlendirdiğini, tasarruf eğiliminin bu tabloyu desteklediğini dile getirdi.
Ülke risk primindeki düşüşün uluslararası algıda değişime işaret ettiğini söyleyen Aydemir, bu gelişmenin dış borçlanma maliyetlerini aşağı çekerek kamuya hareket alanı sağladığını kaydetti. Büyüme performansının ise hızdan çok sürdürülebilirlik üzerinden okunması gerektiğini belirtti.
BÖLGESEL GÜVENLİK VE ÜNİTER YAPI VURGUSU
Bölgesel güvenlik başlığında, teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın yeni yıl mesajını değerlendiren Aydemir, metindeki söylemin Türkiye’nin üniter yapısını hedef alan bir dil taşıdığını ifade etti. Millet kavramı yerine halklar vurgusunun öne çıkarılmasının, vatandaşlık temelini zayıflatmaya dönük bir yaklaşımı yansıttığını belirtti.
Bu söylemin Suriye merkezli federatif tasarılarla örtüştüğünü kaydeden Aydemir, söz konusu yaklaşımın yalnızca Türkiye’yi değil Irak, İran ve Suriye’yi kapsayan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık üretebileceğini dile getirdi. Türkiye’nin ortak millî kimliğini ve devlet kapasitesini korumasının stratejik önemde olduğunu vurguladı.
Aydemir, içerde sağlanan birlik ve kurumsal devamlılığın, dış politikada verilen en güçlü mesaj olduğunu ifade etti.